Cumhurbaşkanı Erdoğan, 1996'da kurulan ve ABD merkezli Laureate International Universities ağının bir parçası olan İstanbul'daki Bilgi Üniversitesi'nin kapatılması kararından vazgeçti.
ℹ️ Tarayıcı tabanlı sesli okuma · yapay zeka stüdyo sesi yakında
Türk Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, kamuoyundan yükselen muhalefet dalgasının ardından Bilgi Üniversitesi'ni kapatma kararını geri almıştır. Euronews haberleştirdi.
Bilgi Üniversitesi, 7 Haziran 1996'da Türkiye'nin dördüncü özel vakıf üniversitesi olarak kurulmuş olup ülkenin daha liberal yükseköğretim kurumlarından biri olarak yaygın biçimde tanınmaktadır. İstanbul merkezli bu kurum, 2006 yılında Laureate International Universities ağına katılarak birden fazla kıtada üniversite işleten ABD merkezli bir grubun parçası haline gelmiştir.
Planlanan kapatma kararı; öğrencilerin, akademisyenlerin ve sivil toplum temsilcilerinin Türkiye'nin en uluslararası bağlantılı özel üniversitelerinden birinin geleceğine ilişkin kaygılarını dile getirmesiyle büyük bir kamuoyu tepkisine yol açmıştır. Bu tepki üzerine Erdoğan kapatma emrini geri çekti.
Bilgi'nin akademik açıklık alanındaki itibarı, onu uzun süredir Türkiye'nin yükseköğretim ortamında ayrışan bir konuma taşımaktadır. İlk kapatma duyurusu, üniversiteyi ülkedeki entelektüel çoğulculuğun bir simgesi olarak görenler için özellikle kaygı verici olmuştu. Haber ajansı, geri almanın zaman çizelgesi veya hukuki mekanizmasına ilişkin herhangi bir ayrıntı vermedi.
Türkiye Cumhurbaşkanı Erdoğan, öğrenciler, akademisyenler ve sivil toplum tarafından yapılan halkın tepkisinden sonra Türkiye'nin en liberal üniversitelerinden biri olan Bilgi Üniversitesi'ni kapatma planını geri çekmiştir. 1996 yılında kurulan ve Amerika Birleşik Devletleri merkezli Laureate International Universities ağının bir parçası olan Bilgi, Türkiye'de entelektüel çoğulculuğun bir sembolü olarak görülmektedir.
Türkiye'deki akademisyenler ve öğrenciler için bu geri adım, basın özgürlüğü ve akademik bağımsızlığın inceleme altında olduğu bir dönemde, önemli bir özel kurumda entelektüel çoğulculuğun süregelen korunması açısından potansiyel bir işaret taşımaktadır. Türkiye'de faaliyet gösteren uluslararası eğitim kurumları ve öğretim kurumları bunu, ülkedeki liberal yüksek öğretim kurumlarının sürdürülebilirliği açısından olumlu bir gelişme olarak görebilirler.